18 May 2012

Otizme bir umut olabilir mi?

Otizmin bilinen bir çok sebebi bulunmaktadır, Bu sebepler arasında  en fazla rastlanan Genetik mutasyonlardır. Genetik mutasyonlar, sinir hücresi ve sinapsların büyümesini, gelişimini etkilemektedir. Artık otizmin genetik sebebinin, bugüne kadar düşünülenden çok daha karmaşık olduğu  biliniyor.
Son yapılan çalışmalarla, otizmin oluşmasında sanılanın aksine daha az sayıda genin rol oynadığı, buna karşılık, çok sayıda mutasyon bulunduğu ama bu mutasyonların çoğunun anne ve babada daha önce bulunmadığı, yumurta döllendikten sonra ortaya çıktığı tespit edildi.
Söz edilen çalışmalarda 200'den fazla mutasyon bulundu ve çoğunun zararsız mutasyon* olduğu tespit edildi. 49 mutasyonun ise protein sentezinde değişikliğe sebep olacak özelliklere sahip olduğu tespit edildi. Yapılan gen analizleri, otizmde  babadan çocuğa aktarılan genlerin büyük rol oynadığını ortaya çıkardı. Yine yapılan  gen analizleri, otistik vakaların dörtte üçünün sperm hücrelerindeki  mutasyonlardan  kaynaklandığını gösteriyor.(1)
İnsanlarda ve birçok hayvanda bireyler arasında sosyal iletişim cok önemlidir. Sosyal iletişim ve empati, otistik kişilerde maalesef çoğu zaman mümkün olmuyor. Göz teması, fiziksel temas otistikler için oldukça zor olan bir konu.
Şimdilik rahatsızlığın tedavisi mümkün değil. Piyasada kullanılan ilaçların tümü otististik semptomları azaltmaya yönelik ilaçlardır. Hastalığı tamamen ortadan kaldıracak bir ilaç henüz bulunamadı, ama otizm konusunda yapılan çalışmalar bu konudaki umutları güçlendiriyor. Amerika „National Institute of Mental Health (NIMH)“ dan bir grubun yapmış olduğu araştırma, otizm tedavisinin gelecekte mümkün olabileceğinin sinyallerini veriyor.
Laboratuvarda otistik fareler üzerinde yapılan  araştırmada GRN-529* adındaki etkin bir maddenin otistik fareleri iyileştirmede  başarılı olduğu tespit edildi. Tedavi öncesi otistik semptomlar gösteren farelerin, tedavi sonrası sağlıklı fareler gibi davranabildiği dolayısıyla  da diğer fareler ile sosyal yakınlık kurduğu gözlendi.
GRN-529, otizme sebep olan reseptörlerin yapısını değiştirerek, onları"Glutama"yakalayacak hale getiriyor. Bu sayede vücuttaki "Glutamat" konsantrasyonu dengeli hale geliyor. Otistiklerde bu hormonu yakalayacak olan reseptörlerin (moleküler yakalayıcıların) formu normal insanlardan farklı  olduğu  için  Glutamat yakalayamıyor.
Yeni bulunan GRN-529 adındaki etkin madde, reseptörlerin yapısını değiştiriyor. Yapısı değişen reseptörler ise 
*Glutamat  yakalama  yeteneğine  sahip oluyorlar.
GRN-529  in insanlarda etkili olup olmayacağı henüz bilinmemekle birlikte, bilim cevresinde büyük bir grup, farelerde elde edilen sonucun insanlarda elde edilemiyecegimi tahmin ediyorlar. Ama  hakim görüş, buna benzer bir tedavinin insanlarda yakın bir gelecekte  mümkün olabileceği yönünde.
Not : Etkin maddesi, GRN-529 benzeyen ve aynı gruptaki diğer biyokimyasal maddeler Frajil X sendromu* kullanılmış ve olumlu sonuçlar alınmıştır. Gelecekte otizm  rahatsızlığı bulunan kişilerde de kullanılması düşünülüyor.
*Frajil X sendromu : X kromozomunda bulunan FMR1 (fragile X mental retardation1) genindeki bir mutasyondan kaynaklanan genetik bir rahatsizliktir. Hastalarda zeka (mental) gerilik sendromlari görülür
*Glutamat: Sosyalleşme ve empati kurmayı sağlayan bir hormon
*GRN-529 : Negativ allosterischen, Modulatoren grubuna mensup biyokimyasal bir bileşen olup, bir proteine bağlanarak reseptörün yapısını değiştirir.
*Zararsız mutasyonlar : Protein üretiminde bir değişikliğe sebep olmayanlar
 

 Mehmet Saltürk

+++++++++++++++++++++++
Dipl. Biologe Mehmet Saltürk
Institute for Genetics
University of Cologne
++++++++++++++++++++++++

Patterns and rates of exonic de novo mutations in autism spectrum disorders

Nature485, 242–245(10 May 2012)doi:10.1038/nature11011Received13 September 2011Accepted06 March 2012Published online04 April 2012



Negative Allosteric Modulation of the mGluR5 Receptor Reduces Repetitive Behaviors and Rescues Social Deficits in Mouse Models of Autism

Sci Transl Med 25 April 2012: Vol. 4, Issue 131, p. 131ra51 Sci. Transl. Med. DOI: 10.1126/scitranslmed.3003501

Çapkınlık Geni


Tüm canlılarda çapkınlık, yani eş haricinde yabancı biriyle birlikte olmak çok yaygın görülen bir durumdur. Buna biz insanlarda dahiliz.
Aslında çapkınlığın temelinde evrimsel bir zorunlulukda vardır. Bu zorunluluğun ne olduğunu daha iyi anlamak için Richard Dawkins´in Bencil Gen Teorisine göz atmakta yarar var.
Bencil Gen Teorisine göre türler, genlerinin bir kopyasını sürekli olarak birçok vücuda aktarmak durumundadır. Vucutlar ölümlü,  genler ise yeni vücutlara aktarıldığı sürece ölümsüzdürler.
İşte tam da bu aşamada türler için çapkınlık zorunluluk haline gelmektedır. Çünkü gen aktarımının bir tek vücutla sınırlı kalması türün devamlılığı için her zaman bir tehlike oluşturmaktadır.
Gen aktarılan bir vücudun, yeni bir generasyon vermeden ölmesi demek o türün bireyinin devamlılığının bitmesi anlamına gelmektedir.
Dogada çapkınlık,  erkekler için sürekli, dişiler için belirli  zamanlarda bir zorunlu bir haldir.
Bu başlık haklı olarak bir çok kadını rencide etmeye yeterli. Ama insan, egolarından kurtulup diğer canlılardan farklı ve üstün olmadığını görmeyi başarabilirse ve yer yüzündeki diğer canlılar gibi herhangi bir tür olduğunu kabul ederse, çapkınlık denen şeyin evrimsel bir gereklilik olduğunu anlaması sanırım daha kolay olacaktır.
Şöyleki: Çapkınlık evrimsel boyutta değerlendirildiginde, erkek genlerini birçok canlıya aktarmak zorunda, yani çapkınlık erkekler için bir zorunluluktur. Bu bir yerde yukarıda bahsedildiği gibi işi şansa bırakmama anlamına gelmektedir.
Dişide ise çapkınlık kuluçka dönemi dışında gereksiz bir durumdur. Bazı canlı türlerinin dişilerinin kuluçka dönemlerinde birden fazla erkekle kaçamak yaptıkları bilinmektedir. Bunuda evrimsel bir zorunluluk olarak görmek gerekir, çünkü sadece bir erkekle yapılan çiftleşme bazen başarısız olabilmekte, dolayisi ile genin devamin tehlikeye girmesi söz konusu olabilir.
FoxP2 (Forkhead box protein P2) /Casanova-Gen
FoxP2 geni, insanda 7. kromozom üzerinde bulunmaktadir. Bu gen, konuşma ve gramatik yetenekleri belirleyen bir gendir.
FoxP2 geni beyninde Area X adındaki bölgede faaliyet göstererek FoxP2 proteini sentezler ve bu protein yaklaşık 1000 tane farklı genin açılıp kapanmasını sağlar. FoxP2 geninin iyi çalışmaması veya mutasyon geçirmesi durumunda konuşma zorluğu ve hatta otizm gibi rahatsızlıklar görülebilir.
FoxP2  geninin kuşlarda değişik versiyonları vardır ve bu gen kuşlarda ötmeyi sağlar. FoxP2 geninin insanda bulunan değişik versiyonları, kişinin konuşma kabiliyetini belirler.
Berlin Max-Planck-Institut für Molekulare Genetik den bir araştırma grubu çapkınlık genini incelemek amacı ile nöronal yapısı insana çok benzeyen Zebrafink adında güzel öten bir kuşla 20 yıl boyunca araştırma yapmıştır. Kuşlarda FoxP2  geninin degişik vesiyonları incelemeye alınmış ve değişik versiyonların, değişik protein sentezi ve değişik tonda ötüşe sebeb olduğu bulunmuş.
Sonuç : Normalde Zebrafink kuşlarının dişileri tek eşlidir. Yani monogamdır. Max-Planck-Institüsünde 15000 Zebrafink yapılan çalışmada bazı dişi kuşların kuluçka döneminin dışında yabancı birçok erkekle kaçamak yaptığı tesbit edilmiş. Güzel öten çapkın dişilerin yapılan gen analizlerinde, çapkınlığı babalarından genetik miras yolu ile aldığı tesbit edilmiş. Enteresan olan ise güzel ötmeyi sağlayan gen varyasyonunu bulunduran babalarında çapkın olduğu.
Not : Kumruların beyninde ise Area X bölgesi hiç bulunmamaktadır. Dolayısı ile kumrularda FoxP2 geni çalışmamaktadır.  Bu yüzden kumrular güzel ötemezler ama sadık birer eştirler. (kim bilir sevgililer için söylenen çifte kumrular sözü buradan geliyordur:)
Bir hipotez : FoxP2 geninin insanlarda konuşmayı sağladığı biliniyor, buradan yola çıkarak güzel konuşan erkeklerin çapkın olabileceği söylenebilirmi? Bu hipotezin doğru olup olmadığı henüz tam olarak bilinmiyor. Yani spekülasyona açık bir hipotez. Bu konuda yapılabilecek yanlış bir yorum eşler arasındaki güveni zedeleyebilir.
Mehmet Saltürk
+++++++++++++++++++++++
Dipl. Biologe Mehmet Saltürk
Institute for Genetics
University of Cologne
++++++++++++++++++++++++
Kaynak:

Female extrapair mating behavior can evolve via indirect selection on males

Edited by Douglas Futuyma, State University of New York, Stony Brook, NY, and approved May 17, 2011 (received for review February 28, 2011)

Alkol, beynin esnek düşünmesini engelliyor.


Alkol ve alkol-metobolizması hakkın    da kısa bilgi:

Bilindiği gibi alkol karaciğer için oldukca zararlı organik bileşiktir. Karaciğer, alkolü
parçalamak için Alcohol 
dehydrogenases (ADH) denilen bir enzim salgılar. Bu enzim, alkolü parçalarken Acetaldehyd adında toxik bir madde ortaya çıkar.
Alkol içerisinde bulunan ve bağımlılık yapan Disulfiram veya coprin maddesi, Acetaldehyd´in parçanlamsını sağlayan mekanizmanın çalışmasını bloke ederek vucutta alkole bağlı küçük çaplı zehirlenme olur. Bu zehirlenmeye Coprinus-Sendromuda denmektedir.

Alkol, beynin esnek düşünmesini engelliyor.

Alkolün bilinen birçok zararının yanı sıra düşünme yetisi ile ilgili yeni bir zararı daha ortaya çıkartıldı.
Akol bağımlılarının öğrenme konusunda en az alkol kullanmayanlar kadar  yetenekli oldukları uzun zamandır biliniyordu. Almanyadaki Ruhr-Universitesi/Bochum ile Klinik des Landschaftsverbandes Westfalen-Lippe (LWL) in ortaklaşa yapmış olduğu bir araştırma alkol bağımlılarının öğrendikleri yeni şeyleri diğer konularla bağdaştırmada, analiz edip yeni stratejiler belirlemede, oldukca kötü olduklarını ortaya koydu.

Method

Öğrenme yetenekleri karşılaştırılmak üzere  24 alkol bağımlısı ile 20 sağlıklı kişiden oluşan bir gurup oluşturuluyor.
Katılımcılara iki aşamalı  bir test uygulanıyor:
Birinci aşama: Katılımcılara bilgisayar ekranından  üç değişik kombinasyonda sürekli tekrarlanan abstrak semboller gösteriliyor ve kendilerine her seferinde 20 cent kazanabilmeleri için doğru kombinasyonu tahmin etmeleri söyleniyor. (Örneğin, sembol 1 ile sembol 2  nin hep aynı kombinasyonda ekrana gelmesi  gibi...)
İkinci aşama: Katılımcılara yine aynı semboller ama farklı  kombinasyonlarda gösteriliyor

Sonuç:

  • Öğrenme konusunda birinci aşamada hem alkolik, hemde sağlıklı kişiler aynı performansı gösteriyorlar.
  • Sağlıklı kişiler, birinci aşamada öğrendikleri kombinasyon mantığını ikinci aşamada çok kolay uygulamaya koyarken, alkolikler ikinci aşamada aynı başarıyı gösteremiyorlar.

Mehmet Saltürk

+++++++++++++++++++++++
Dipl. Biologe Mehmet Saltürk
Institute for Genetics
University of Cologne
++++++++++++++++++++++++

Learning from Positive and Negative Monetary Feedback in Patients with Alcohol Dependence

Article first published online: 15 MAR 2012 DOI: 10.1111/j.1530-0277.2011.01696.x


21 Mar 2012

Reddedilen erkek teselliyi neden alkolde arar.

Terk edilen erkekler neden içkiye yönelir. Bunda, sevdiği kadını kaybetmenin verdiği üzüntünün rolü varmıdır? Yapılan son araştırma, birçok kişinin düşündüğünün tersine erkeğin alkole yönelmesinin, ruhsal çöküntüden kaynaklanmadığını gösteriyor.
Kalifornia üniversitesinden bir çalışma grubunun science dergisinin 12 mart 2012 tarihli sayısında yayınladığı makalede terk edilen erkeğin içkiye yönelmesinin arkasında yatan sebebin SEX olduğu belirtiliyor.
Meyva sinekleri(Drosophila melanogaster) ile yapılan araştırmanın sonuçları gerçekten çok ilginç.Arastırma da sex isteği reddedilen erkek meyve sineklerinin normal yiyecekler yerine alkol içerikli yiyecekleri tercih ettiği tespit edildi.
Bunun nedenini araştıran ekip sex ve alkolün beyindeki ödüllendirme merkezinde bulunan „Nöropeptid F“ maddesi nin miktarının artırdığını buldular.
Metot:
Erkek ve dişi meyve sineklerine önce sex yaptırılıyor ve sex sonrası erkek meyva sineklerinin beynindeki „Nöropeptid F“ miktarı  ölçülüyor ve „Nöropeptid F“  miktarının arttığı bulunuyor.
Daha sonra sexe doyan dişi sinek henüz sex yapmamış başka bir erkek sinekle yan yana getiriliyor. Doğal olarak ikinci erkek sineğin sex isteği dişi sinek tarafından ret ediliyor. Reddedilen erkek sineğin beynindeki “Nöropeptid F” miktarının çok düşük olduğu bulunuyor.
Daha sonar reddedilen erkek sineklere iki tür yiyecek sunuluyor, sexe aç olan erkek sineğin normal yiyecek yerine alkollü yiyecekleri tercih ettiği gözleniyor. Araştırmanın son aşamasında alkollü yiyecekleri tüketen erkek sineklerin beyninde “Nöropeptid F” miktarının sex yapan sineklerle aynı seviyeye geldiği görülüyor.
Sonuç :
Araştırmayı yapan ekip bu sonuçların insanlara da uyabileceği konuşunda hem fikirler. Çünkü insanların beyninde de “Nöropeptid F” molekülüne çok benzeyen “Nöropeptid Y” molekülü bulunmakta ve bu molekülün miktarı, sex ten ve alkol içildikden sonra artıyor.
“Nöropeptid F” mekanizmasının anlaşılmasından sonra alkol bağımlılığı ile mücadelede yeni tedavi yöntemleri gündeme gelecek gibi görülüyor.


Mehmet Saltürk

+++++++++++++++++++++++
Dipl. Biologe Mehmet Saltürk
Institute for Genetics
University of Cologne
++++++++++++++++++++++++

Kaynak :

Sexual Deprivation Increases Ethanol Intake in Drosophila
Science 16 March 2012: Vol. 335 no. 6074 pp. 1351-1355DOI: 10.1126/science.1215932

Alkol, beynin esnek düşünmesini engelliyor.

Alkol ve alkol-metabolizması hakkında kısa bilgi:

Bilindiği gibi alkol karaciğer için oldukca zararlı organik bileşiktir. Karaciğer, alkolü parçalamak için Alcohol dehydrogenases (ADH) denilen bir enzim salgılar.  Bu enzim, alkolü parçalarken Acetaldehyd adında toksik bir madde ortaya çıkar.

Alkol içerisinde bulunan ve bağımlılık yapan Disulfiram veya coprin maddesi, Acetaldehyde‘in parçalanmasını sağlayan mekanizmanın çalışmasını bloke ederek vucutta alkole bağlı küçük çaplı zehirlenme olur. Bu zehirlenmeye Coprinus-Sendromu da denilmektedir.

Alkol, beynin esnek düşünmesini engelliyor.

Alkolün bilinen birçok zararının yanı sıra düşünme yetisi ile ilgili yeni bir zararı daha ortaya çıkartıldı.
Alkol bağımlılarının öğrenme konusunda en az alkol kullanmayanlar kadar yetenekli oldukları uzun zamandır biliniyordu. Almanya'daki Ruhr-Üniversitesi / Bochum ile Klinik des Landschaftsverbandes Westfalen-Lippe (LWL) in ortaklaşa yapmış olduğu bir araştırma alkol bağımlılarının öğrendikleri yeni şeyleri diğer konularla bağdaştırma, analiz edip yeni stratejiler belirlemede, oldukca kötü olduklarını ortaya koydu.

Metot

Öğrenme yeteneklerini karşılaştırmak üzere 24 alkol bağımlısı ile 20 sağlıklı kişiden oluşan bir gurup oluşturuluyor.
Katılımcılara iki aşamalı  bir test uygulanıyor:
  • Birinci aşama: Katılımcılara bilgisayar ekranından  üç değişik kombinasyonda sürekli tekrarlanan abstract semboller gösteriliyor ve kendilerine her seferinde 20 cent kazanabilmeleri için doğru kombinasyonu tahmin etmeleri söyleniyor. (Örneğin, sembol 1 ile sembol 2  nin hep aynı kombinasyonda ekrana gelmesi  gibi…)
  • İkinci aşama: Katılımcılara yine aynı semboller ama farklı  kombinasyonlarda gösteriliyor

Sonuç:
  • Öğrenme konusunda birinci aşamada hem alkolik, hemde sağlıklı kişiler aynı performansı gösteriyorlar.
  • Sağlıklı kişiler, birinci aşamada öğrendikleri kombinasyon mantığını ikinci aşamada çok kolay uygulamaya koyarken, alkolikler ikinci aşamada aynı başarıyı gösteremiyorlar.
Mehmet Saltürk

+++++++++++++++++++++++
Dipl. Biologe Mehmet Saltürk
Institute for Genetics
University of Cologne
++++++++++++++++++++++++

Learning from Positive and Negative Monetary Feedback in Patients with Alcohol Dependence

Article first published online: 15 MAR 2012 DOI: 10.1111/j.1530-0277.2011.01696.x

8 Şub 2012

Duygusal bellek kadın ve erkekte farklı çalışıyor


Duygusal hafıza kadın ve erkekte oldukça  farklı çalışıyor. 
Unutulmaması gerekeni unutmak veya unutulması gerekeni hiç unutmamak... Kadın ve erkek arasında zaman  zaman tartışmalara neden olan bu konu, kadın ve erkek beyninin farklı çalışmasından kaynaklanıyor. Kanadalı araştırmacılar kadın ve erkek beyninin „hatırlama ve unutma“ konusunda farklı çalışıtığını buldular.
Montreal üniversitesinden Marc Lavoie ve ekibinin 34 kişi ile yapmış olduğu bu araştırma „International Journal of Psychophysiology“ dergisinin ocak 2012 tarihli sayısında yayınlandı.
Metot:
17 erkek ve 17 kadının katıldığı araştırmada, deneklerin beyin aktivitelerini ölçmek için iki turda 100 değişik fotoğraf gösteriliyor.
Fotograflar konularına göre dört kategoriden oluşuyor.
  1.  Olumsuz ve az heyecan verici,
  2. Olumsuz ve oldukça rahatsız edici,
  3. Olumlu ve az heyecan verici,
  4. Çok heyecan verici erotik görüntüler,

Birinci tur:  Beyin aktivitesini ölçmek için deneklerin kafasına elektrotlar bağlanıyor ve fotoğraflar ekrandan geçirilerek beyinin hangi bölgesinin etkilendiği tesbit ediliyor.
İkinci tur:  Deneklere, ekrandan geçen fotoğrafların birinci turda görüp görmediği soruluyor. Hatırladıkları takdirde derhal  önlerinde  bulunan düğmeye basmaları söyleniyor.
Sonuç
Araştırmada, hatırlama ve unutma anında kadın ve erkek beyninin farklı bölgeleri  aktive olurken, hatırlanan ve unutulan konuların farklı olduğu  bulundu.
  • Kadınların hatırlama anında beyinlerinin iki yarısıda aktif olurken, erkeklerin sadece bir yarısı aktif oluyor.
  • Erkekler daha çok hoş olmayan konularla, heyecan verici konuları vede özellikle geçmişteki güzel cinsel deneyimleri hatırlamada daha başarılılar. 
  • Kadınlar negatif konular ile erotik deneyimleri çabuk unuturken, pozitif konuları unutmuyorlar.

Mehmet Saltürk 
+++++++++++++++++++++++
    Dipl. Biologe Mehmet Saltürk
    Institute for Genetics
    University of Cologne
    +++++++++++++++++++++++

    Kaynak  

    Sex differences in memory of emotional images: A behavioral and electrophysiological investigation
    Received 26 January 2011. Revised 29 September 2011. Accepted 3 January 2012. Available online 18 January 2012.

    2 Şub 2012

    Rahim içi testosteron miktarı, erkek ve kız çocuklarının konuşma yetisini farklı etkiliyor


    Testosteron hormonu hakkında kısa bilgi

    Testosteron, vücut için çok önemli bir hormondur. Bu hormonun etkisi canlı daha henüz doğmadan yani embriyonal dönemden başlar ve ölene kadar devam eder. Testosteron bir cinsiyet hormonu olup kadın ve erkekte farklı konsantrasyonlarda bulunur. Erkeklerde testosteronun büyük bir kısmı testislerde, az bir kısmı da böbrek üstü bezlerinde üretilir. Kadınlarda yumurtalık ve böbrek üstü bezlerinde üretilen testosteronun miktarı, erkeklerde bulunan miktardan daha azdır.

    Testosteron, kanda sex hormone-binding globülin (SHBG) adında bir hormona bağlanarak organlara taşınır. ve oralarda kas gelişimi, bağışıklık sistemi, libido, vücudun kıllanması ve hastalıklara yatkınlık, otizm, depresyon, kişilik, seksüel yönelim gibi daha birçok konuda etkin rol oynayacak olan reaksiyonların başlamasına sebep olur.

    Testosteron hormonu, kadın ve erkekte her zaman aynı etkiyi göstermez.

    Testosteron miktarındaki farklılık, kız ve erkek çocuklarda konuşma yetisini nasıl etkiliyor?
    Yapılan istatistikler erkek çocukların yaklaşık %12 sinin akranlarına göre daha geç yaşta konuşmaya başladığını gösteriyor. Şimdiye kadar bunun sebebinin ne olduğu tam olarak bilinmiyordu. Avustralyadaki Western Üniversitesi ile Melbourne Üniversitesinin yapmış olduğu bir çalışmayla bu soruya cevap bulunmaya çalışıldı.

    Erkek çocuk hamileliğinde rahim içi testosteron miktarının yüksekliği, büyük bir ihtimalle konuşma yetisini olumsuz yönde etkiliyor.

    testesteronDaha önce yapılan birçok araştırma, rahim içerisinde erkek fetusun*, kız fetuse göre yaklaşık 10 kat daha fazla testosteron hormonuna maruz kaldığını gösteriyordu.

    Eğer bir erkek fetus, rahim içerisinde normalden fazla miktarda testosteron hormonuna maruz kalıyorsa, bu doğacak olan çocuğun ikinci ve üçüncü yaşlarında, akranlarına göre üç kat daha fazla konuşma zorluğu ile karşı karşıya kalacağı anlamına geliyor.
    Yapılan bu çalışmadan ortaya çıkan başka bir ilginç sonuçta, testosteron hormonu fazlalığının, kız çocuklarında konuşmanın daha erken ve problemsiz başlamasına sebep olduğunun bulunmuş olması...

    Testosteron, beyinde iş dağılımını etkiliyor.

    Doğumun hemen sonrası göbek bağından alınan kanda yapılan hormon ölçümleri, genellikle hamileliğin son üç ayındaki testosteron miktarı hakkında ortalama bir bilgi veriyor. Beyindeki dil yeteneği ile ilgili bölümde gelişmelerinde bu evrede olması, testosteron hormonunun miktarı ile konuşma yetisi arasındaki bağı güçlendiriyor.

    Muhtemelen, testosteron hormonunun miktarı beyinin sağ ve sol arısındaki iş bölümünü önemi ölçüde değiştiriyor. Örneğin, sağ elini kullananların konuşma merkezi beynin sol yarısında, sol elini kullananların konuşma merkezinin beynin sağ yarısında olması, bu konudaki hipotezi destekliyor.

    Not : Daha önce yapılan birçok araştırmada, sağ veya sol el kullanımında rahim içi testosteron miktarının önemli olduğunu göstermişti.(Developmental instability and handedness)

    Metot

    Araştırmaya eşit sayıda kız ve erkekten oluşan toplam 767 yeni doğmuş bebek katılıyor. Bebeklerin göbek bağından kan alınıp ve testosteron miktarı ölçülüyor. Çocukların iki ve üçlü yaşlarda konuşma yetileri ölçülüyor. Ölçümler sonucunda 53 ü erkek 36 si kız olmak üzere toplam 89 çocukta konuşma problemi tespit ediliyor.

    Sonuç
    • Konuşma problemi bulunan erkek çocukların dörtte üçünde doğum sonrası testosteron miktarı çok yüksek.
    • Konuşma problemi bulunan kız çocukların doğum sonrası testosteron miktarı ise oldukça düşük.
    Rahim içi testosteron miktarının fazlalığı erkek çocuklarda konuşmayı olumsuz, kız çocuklarda ise olumlu yönde etkiliyor.
    • Fetus*; Üçüncü gebelik ayı başından doğuma kadarki devre içinde ana rahmindeki canlıya verilen ad. İlk sekiz haftanın bitimiyle, 9.-40. haftalar arasını kapsayan fetal dönem başlar. Fetal dönemde, embriyonal dönemde oluşan organ sistemleri gelişir. Fetal dönemde bulunan canlıya Fetus denilir.(Alıntı: Vikipedi)
    Mehmet Saltürk

    ++++++++++++++++++++++++
    Dipl. Biologe Mehmet Saltürk
    The Institute for Genetics
    of the University of Cologne
    ++++++++++++++++++++++++

    Kaynak


    Journal of Child Psychology and Psychiatry *:* (2012), pp **–** doi:10.1111/j.1469-7610.2011.02523.x

    Bu blogdaki makaleler bir başka yayın organında kaynak gösterilmeden yayınlanamaz, çoğaltılamaz ve kullanılamaz.

    Alzheimerın ilk belirtileri gözlerde başlıyor

    Demans hastalığı(bunama), Tau ve Beta-Amiloid adında iki proteinin beyinde birikmesi ile ortaya çıkar. Hastalıkla birlikte beyinde hücre öl...