14 Eki 2011

Kadın ne zaman “Evet” der.


Bir erkek, bir kadından hoşlandığında ona duygularını ne zaman açmalı. Kendisini kabul etmesi için en doğru zamanlamayı nasıl yapılmalı? Reddedilmemek için en uygun zaman günün hangi saati olmalı? veya kadının keyfinin yerinde olduğu iyi bir zamanımı beklenmeli?
Aslında hayvanlarda bu sorun basit ve çabuk bir şekilde hallediliyor. Örneğin, şempanzelerde kızarmış bir popo, atlarda kuyruğun havaya kalkması, leoparlarda çimlerde yuvarlanma gibi işaretler, dişinin hazır olduğunu göstermektedir.
İnsanlarda böyle bir işaret varmı? Erkek, kadının ilişkiye hazır olup olmadığını bir bakışta nasıl anlayabilir?
Kadının ses tonundaki değişme.
Daha önce yapılan birçok araştırma ile kadında bir ay boyunca meydana gelen hormonal dalgalanmaların, ses tonunda değişikliklere sebep olduğu, biliniyordu.
Londra Roehampton Üniversitesi ve Tel-Aviv Üniversitesinin ortaklaşa yapmış olduğu bir araştırmada, kadının ses tonunda değişiklikler ile doğru zamanlama arasında bir bağlantının olup olmadığı bulunmaya çalışıldı.
Bu bağlamda, kadının bir ay içerisinde hormonal değişiklerden kaynaklanan ses tonundaki farkların erkek tarafından „sinyal“ olarak algılanıp algılanması araştırıldı.
Ovülasyon* yaklaştıkca ses tonu  yükseliyor.
Bu araştırma için yaşları 18 ile 26 arası değişen 23 kadın seçiliyor. Araştırmaya başlamadan önce, kadınların ses  tellerinde bir problem olup olmadığı doktor tarafından kontrol ediliyor. Ayrıca kadınların ses sanatcısı, moderator gibi sesi ile iş yapan kişiler olmamasına ve sigara içicisi olmamasına dikkat ediliyor.
Ovülasyon*: Adet döneminin 11 - 16. günleri arasında yumurtalıktan yumurtanın atılarak rahime doğru yola çıkması.
Metot;
  1. Deneklerden bir ay boyunca her gün birkaç mililitre idrar örneği alınarak hormon seviyesi ölçülüyor ve aynı gün kendilerinden birkaç dakika boyunca herhangi bir konu üzerinde konuşmaları, özelliklede „A“, „U“ ve „I“ harflerini  vurgulamaları isteniyor. (Deneklere, bu harflerin extra söyletilmesinin nedeni, ses tonundaki değişikliklerinin, bu  harflerde daha belirgin olması.)
  2. Konuşmalar bir ses bandına kaydediliyor

Sonuç : Ovülasyon yaklaştıkca ses tonu yükseliyor fakat, tam ovülasyon günü  yani yumurtanın yumurtalıktan çıktığı gün, 23 kadının 17 sinde, normal konuşmadaki ses tonunda 10 Hertz(Hz)* lik, „A“„U“ ve „I“ harflerini söylerken ki ses tonunda ise ortalama olarak 6 Hertz(Hz)* lik düşüş görülüyor. Birkaç gün sonra tüm kadınların ses tonu tekrar yükseliyor.
Herthz(Hz)* ; Saniye başına düşen devir sayısını ifade eder. 1 Hertz saniyede bir devir.(wp)
    3.  Kadınlardaki bu ses değişiminin, erkekler üzerinde nasıl bir etki yaptığını araştırmak üzere             ses kayıtları 28 erkeğe dinletiliyor ve hangi sesin çekici veya davetkâr olduğu soruluyor.
Ses kayıtları, erkeklere ovülasyon öncesiovülasyon sırası ve ovülasyon sonrası olmak üzere üç kategoride dinletiliyor. (Konuşmanın içeriği denekleri yanlış yönlendirmemesi için ingilizce bilmeyen erkeklerden seçiliyor.)
Sonuç: Erkeklerden birkaçı tam ovülasyon anındaki ses tonunu davetkâr bulurken, 15 erkek ise ovülasyona çok yakın bir süre öncesindeki ses tonunu davetkâr buldu.
Sexüel hormonlardaki günlük dalgalanmalar, ses tonunda değişikliklere sebep olmasına rağmen, erkeklere olumlu veya olumsuz bir sinyal vermekte yetersiz kaldı.
Not: Östrojen ve progesteron hormonu, ses telleri üzerinde bulunan mukoza tabakasına ait reseptörleri etkileyerek sesin değişmesine sebep olmaktadır.
Sexüel hormonlar ay içerisinde sürekli bir değişim içerisindedir. Ostrojen hormonunun en yüksek olduğu anda yumurtalar yumurtalıktan bırakılarak fallop tüplerine gelir. Bu esnada progesteron hormonuda salgılanarak, rahmi döllenmiş yumurtaya hazırlar. Eğer yumurta döllenmezse, mukoza parçalanarak kanar (menstruasyon). Menstruasyon sonrası östrojen ve progesteron hormonu hızla düşer.
Ses tonundaki en büyük değişiklikler, tam menstruasyonun olduğu günlere rastlamaktadır. Bu günlerde ses  pürüzlü  çıkmaktadır.(Ses sanatcılarının, bu üç günlük süre içerisinde sahneye çıkmaması isabetli olur.)
Erkeklere biraz ipucu:
Yapılan başka bir araştırmadan çıkan sonuçlar, erkeklere azda olsa bir umut ışığı veriyor. Buna göre, doğurganlığın en fazla olduğu, yani ovülasyonun başladığı günleri takip eden günlerde, kadının biraz daha fazla alımlı görünmeye ve beğenilmeye gayret gösterdiği söyleniyor.

Mehmet Saltürk
++++++++++++++++++++++++
Dipl. Biologe Mehmet Saltürk
Institute for Genetics
University of Cologne
++++++++++++++++++++++++

Do Women’s Voices Provide Cues of the Likelihood of Ovulation? The Importance of Sampling Regime

PLoS ONE 6(9): e24490. doi:10.1371/journal.pone.0024490 Received: July 4, 2011; Accepted: August 11, 2011; Published: September 21, 2011

9 Eyl 2011

Kalıtsal kelliğe karşı Kök Hücre tedavisi


Saç dökülmesi (Alopecia)
Toplumda oldukça yaygın olarak görülen saç dökülmesinin değişik sebepleri bulunmaktadır. Kalıtsal nedenlerden kaynaklanan saç dökülmesi en sık rastlanana döküme tipi olup toplum görülme sıklığı % 95 dir.
Hormonal farklılıklardan dolayı erkeklerde saç dökülmesi kadınlara göre çok daha fazla görülmektedir. Ortalama her 3 erkekten birinde saç dökümesi görülürken, bu oran kadınlarda 10 da birdir.
Not: Eğer günlük dökülen saç teli sayısı 100´ü geçmiyorsa, o kişide akut bir saç dökülmesinden bahsedilemez.
En Sık Görülen Saç Dökülme Tipleri.
  • Hormonal ve kalıtsal saç dökülmesi(Alopecia androgenetica): Daha çok erkeklerde, nadir olarakta kadınlarda görülür. Erkeklerde yetişkinlik çağında, kadınlarda ise menopoz döneminde görülmeye başlar. Testosteron hormonunda meydana gelen dalgalanmaların saç köklerini çok fazla etkileyerek onların ölümüne neden olmasından kaynaklanır.
  • Saç kıran(Alopesia areata): Başın veya yüzün belirli bir yerinde sebebi pek bilinmeyen bir şekilde saçların dökülmesidir. Genellikle ilerleyen dönemde dökülen saçların yerine yenisi çıkar.
  • Kadın tipi saç dökülmesi(Alopecia diffusa) : Bu tip saç dökülmesi sadece kafada değil vücudun diğer bölgelerinde bulunan kılların dökülmesi veya incelmesi şeklinde de kendini gösterebilir. Alınan ilaçlar, örneğin Heparin, Zytostatika veya extrem diyet programları bu tür dökülmeye sebep olabilmektedir. Sebep ortadan kalkınca, saçlar tekrar normal kalınlığına döner ve dökülen saçların yerine yenisi çıkar.

Bunun dışında, stres, enfeksiyon, alınan ilaçlar vs gibi birçok sebepten kaynaklanan saç dökülme tipleri vardır. Örneğin: Alopecia totalis, Alopecia universalis, Alopecia toxic, Alopecia psychosomatic, Alopecia cicatricial, Alopecia adnata, Alopecia follicularis, Alopecia senilis, Alopecia neurotica, bunlardan bazılarıdır.
Saçın Çıkma Döngüsü
  • Anagen fazı : Bu evre erkeklerde 2–4 yıl, kadınlarda 4–5 yıl kadar sürer, bu evrede saçlar günde 0,3 cm büyür.
  • Katagen fazı : 2–3 hafta süren yeniden bir yapılanma fazıdır. Bu geçiş döneminde matrix yeni hücre üretimi için yeniden yapılanmak için faliyete geçer ve folikülerde kısalma olur.
  • Telogen fazı : 2–4 hafta süren bir süreçtir. Bu sürede papille ve foliküleler yenilenir.

Kalıtsal Kelliğin Sorumlusu Kök Hücrelerde Saklı. 
Eğer saç dökülmesi kalıtsal nedenlerden kaynaklanıyorsa, kişi büyük bir ihtimalle gelecekteki yaşantısında kellik problemi ile karşı karşıya kalacak demektir. Kalıtsal saç dökülmesinden kaynaklanan kelliğin sebebi son yıllara kadar pek bilinmediği için kelliğe karşı etkili bir çözüm de bulunamamıştı. Son yapılan çalışmalarla bu önemli soruya cevap bulundu ve gelecekte olası bir kök hücre tedavisi ile dökülen saçların yerine yenisi çıkabilecek.(Şimdilik kesin değil ama bu konuda yapılan çalışmalar umut veriyor.)
 Saç Nasıl Çıkıyor?
Kalıtsal kelliğin sebebinin anlaşılabilmesi için saçın nasıl çıktığının tam olarak anaşılması gerekiyordu. Daha önce yapılan araştırmalarda saçın çıkmasına sebep olan moleküler bir sinyalin varlığı tepbit edilmişti, ama bu sinyalin kaynağı tam olarak bilinmiyordu.
Yale üniversitesindeki araştırmacılar tarafından yapılan ve popüler bilim dergisi„Cell“ in 2 eylül 2011 tarihli sayısında yayınlanan bir makalede bu soruya cevap bulundu. Araştırma, saç çıkmasını başlatan sinyalin kafa derisinin altında yer alan yağ tabakasının içerisinde bulunan kök hücreler tarafından verildiğini ortaya çıkardı.
Dökülen Saçlar Tekrar Çıkacak mı?
Yapılan araştırmalar, kalıtsal kellerin kafa derisindeki yağ tabakasının inceldiğini(adipogenesis) gösteriyor. Ama var olan yağ tabakasının içerisinde hala kök hücrelerinin bulunması kalıtsal nedenlerden dolayı oluşan kelliğin tedavisinde büyük umutlar vaat ediyor.
Dökülen saçlar tekrar çıkacak mı?“ sorusuna olumlu bir cevap verebilmek, ancak var olan bu kök hücrelere tekrar sinyal gönderme kabiliyeti kazandırılmasıyla mümkün.
Sonuç
Eğer saçsız bölgelerdeki yağ dokusu içerisinde bulunan kök hücrelerin tekrar sinyal göndermesi başarılabilir ve saç folikülü ile tekrar temasa geçmesi sağlanabilirse, saç olmayan bölgelerden yeniden saç çıkması olanaklı hale gelebilecek.
(Ayrıca fareler ile yapılan bu çalışmada, Progenitör Cell adı verilen öncü kök hücrelerinin saçların yeniden çıkmasında rol oynayan, PDGF hormonunu da ürettiği tespit edildi)
Mehmet Saltürk
++++++++++++++++++++++++
Dipl. Biologe Mehmet Saltürk
The Institute for Genetics
of the University of Cologne
++++++++++++++++++++++++
Kaynak

Adipocyte Lineage Cells Contribute to the Skin Stem Cell Niche to Drive Hair Cycling

Cell, Volume 146, Issue 5, 761-771, 2 September 2011 Copyright © 2011 Elsevier Inc. All rights reserved. 10.1016/j.cell.2011.07.019
Bu blogdaki makaleler bir başka yayın organında kaynak gösterilmeden yayınlanamaz, çoğaltılamaz ve kullanılamaz.

14 Tem 2011

Erkekte parmak uzunluğu ile hastalıklar ve penis uzunluğu arasındaki ilişki.


Dünyada birçok insan yüzük parmağı ile işaret parmağı arasındaki oranın farkında bile  değildir. Yine Dünyada birçok insan bu iki parmağın birbirine göre oranının kadın ve erkekte farklı
olduğunu da bilmez.
Aslında bu iki parmağa dikkatli bakılacak olsa, kadında hemen hemen eşit, erkekte ise yüzük parmağının işaret parmağından biraz daha uzun olduğu görülür. Dikkat edilmeyen bu anatomik farklılık bize cinsel davranış, saldırganlık potansiyeli, doğurganlık, sperm sayısı, hastalık riskleri, yetenekler  konusunda bilgi veremektedir.
Bu farklılığın kaynağı nedir?
Erkek fetüsünde hamileliğin ikinci ve üçüncü ayında cinsiyetle ilgili gelişmeler başlar. Embriyo bu dönemde adeta hormonal bir duş alır. Bu aylarda androjen ve testosteron üretilmeye ve bununla birlikte testis ve penis oluşumu başlar. Bu dönemde rahim içindeki cinsiyet hormonlarının konsantrasyonu, doğacak olan çocuğun gelecekteki yaşamını belirlemede büyük rol oynar.
Rahim içindeki testosteron ve androjen hormonlarının farklı konsantrasyonlarda olması doğacak olan çocuğun parmak uzunluklarının birbirine göre orantısını belirler. Bu dönemde birçok gen açılıp kapanarak vücudun gelişiminde rol alır. Hox* genleri de bu hormonlar sayesinde faaliyete geçen genlerden bazılarıdır.
Hamilelik esnasında maruz kalınan cinsiyet hormonu her çocukta, her kardeşte, hatta ayrı ayrı plesentalarda bulunan tek yumurta ikizlerinde bile farklıdır. Bu konuda tek istisna, aynı plasentada bulunan tek yumurta ikizlerindedir (Onlarda bile minimal düzeyde değişiklikler olabilmektedir).
Not: Bu konuda şimdiye kadar yapılmış birçok bilimsel çalışma bulunmaktadır. Bunların bazılarını daha önce yazmış olduğum bir makalede toplamıştım. Okumak için: Genetik el falı / parmak uzunluğu ne anlama geliyor.
Parmakların birbirine göre orantısı, p = 2D:4D**  formül ile hesaplanmaktadır.
p = 2D:4D**İşaret parmağı uzunluğunun(2D) yüzük parmağı uzunluğuna(4D) olan oranıdır. „p“ değeri kadınlarda 1'e çok yakınken, erkeklerde 1'den küçüktür.(bu oran Avrupada ~0,96 civarındadır). Bu durum kadınların anne karnında daha az, erkeklerin ise daha fazla testosteron hormonuna maruz kaldığının bir göstergesidir. Bu durum teorik olarak böyle olmasına rağmen pratikte her zaman böyle olmayabilir.

*** Hastalıklara yatkınlık ve parmak uzunluğu***


Sağ el yüzük parmağı, işaret parmağına göre oldukca uzun olan erkekler, diğer erkeklere göre üç kat daha fazla prostat kanseri riski taşımaktadır.

Bir ingiliz araştırma grubunun 1500 prostat kanseri ve 3000 sağlıklı erkekle yapmış olduğu karşılaştırmalı(Relation) çalışmada işaret parmağı uzun olan erkeklerin kanser riskinin daha az olduğunu gösteriyor.(1)
Koreli araştırmacıların yapmış olduğu başka bir araştırma ise bunu doğrular nitelikte. Koreli araştırmacılar,  sağ elin yüzük parmağı uzun olan erkeklerin kanında daha fazla PSA* bulunduğunu tespit etmişlerdir. Prostat kanseri hastaların kanında fazla miktarda PSA'nın bulunması, uzun yüzük parmağına sahip erkeklerin daha fazla risk altında olduğunu göstermektedir.(2)

Bu konuda yapılmış bazı araştırmalar
  • Kalp Hastalığı Riski: Liverpool üniversitesi'nden John Manning´in 2005 yılında yapmış olduğu bir başka araştırma, yüzük parmağı işaret parmağına göre kısa olan erkeklerin, genç yaşta kalp hastalıkları riski  tasıdığını ortaya çıkardı.
  • Testosteron ve vücut yapısı: Testosteron miktarı arttıkca daha kaslı, daha güçlü bir vücut yapısı, atraktif bir kişilik ve uzun yüzük parmağı oluşurken, testosteron miktarı azaldıkca vücut daha az kaslı, sakin bir kişilik ve daha kısa bir yüzük pamağı oluşmaktadır.(5)
  • Daha önce yapılan tek yönlü araştırmalar, erkekte yüzük parmağının uzun olamasını hep bir avataj olarak kabul etmişti. Bu bir bakıma doğrudur da... Uzun yüzük parmağına sahip olan kişiler hayatlarının embriyonik döneminde, fazla miktarda erkeklik hormonu testosterona maruz kalmışlardır, bu da kaslı bir vücut yapısı ve daha verimli spermlere sahip olunmasına sebep olmaktadır(3).
  • Penis Uzunluğu: Temmuz 2011 de Korede bir klinikte operasyonel müdahale

     geçirecek olan yaşları 20-89  arasında değişen144 erkekle yapılan bir araştırma, sağ el işaret parmağının yüzük parmağına olan oranı küçüldükce penisin büyüdüğünü ortaya koymuştur(ereksiyon durumunda). Daha açık bir ifade söylenecek olursa uzuk yüzük parmağına sahip erkekler uzun penise de  sahip oluyorlar.(4)

Sonuç: Testosteron, gerek rahim içindeki embriyonal dönemde gerekse doğum sonrası yetişkinlik döneminde çok etkili bir hormondur. Testosteron hormonunun bu etkisi, büyüme ile ilgili birçok geni açıp-kapayarak faliyete geçirir. Hox genleride bunlardan biridir. http://edrv.endojournals.org/content/27/4/331.short
Testosteron hormonu, hox genlerini embriyonal dönemden başlayarak ölene kadar etkileyen bir hormondur. Bu etkinin bir göstergesi de parmakların birbirine göre uzunluk farklılığıdır.
Uyarı: Parmak ölçümünde milimetrik farklar bile çok şey ifade etmektedir. Bu yüzden ölçümler mutlaka uzman kişiler tarafından yapılmalıdır.  Kişinin kendi gözlemi veya ölçümü çok büyük bir ihtimalle yanlış olacaktır.
Hox genleri*: Vücudun düşey büyümesinden sorumlu genlerdir. Kol, bacak ve parmak kemikleri ile penis büyüklügü bu geninin faliyetleri arasındadır.
PSA* (Prostate-specific antigen): PSA, sadece erkeklerde bulunur. 19 kromozomdaki KLK3 geni tarafından sentezlenir. PSA, yetişkin erkeklerin kanında çok düşük seviyelerde bulunur ve miktarı yaşa göre değişir. Kandaki PSA miktarı PSA testi yapılarak bulunur.
 Mehmet Saltürk
++++++++++++++++++++++++
Dipl. Biologe Mehmet Saltürk
Institute for Genetics
University of Cologne
++++++++++++++++++++++++
Kaynaklar

30 Haz 2011

Neden bazı durumlarda şişmanlar sağlıklı olurken, zayıflar hasta oluyor?

Şimdiye kadar toplumda „Şişman insan sağlıksız, zayıf  insan sağlıklı olur “ gibi genel kanı hakimdi.  Veya "ideal BMI* ye sahip kişi sağlıklıdır."  Evet fazla kilolu kişilerin birçoğu ileriki yaşamlarında diyabet 2 ve kalp hastalığı riski taşımaktadır. Bu bir gerçek, fakat bu durum pratikte her zaman böyle olmaya bilmektedir. Bazen fazla kilolu bir kişi sağlıklı olurken, ideal kiloya sahip başka bir kişi diyabet 2 ve yüksek kolesterolden muzdarip olabilmektedir. Daha da kötüsü bu kişiler kalp ve damar hastalığı riski de taşıyabilmektedir.
Dışarıdan bakılınca ideal vucut ölçüsüne sahip olan bu kişiler neden diyabet 2, ve kalp hastalığı gibi ciddi hastalıkların tehdidi altındadırlar?
Cevap: IRS1** geninde bulunan bir   varyasyondur (noktasal mutasyondur).
26 değişik araştırma grubunun 10 ülkede 76 000 kişiyle yapmış olduğu araştırmada zayıfdiyabet 2 ve kalp hastası olan kişilerde IRS1 geninin varyasyonlu formuna rastlanmıştır. Bu genin varyasyonlu formuna sahip kişilerde, yağlar deri altına değil organlarda, özellikle de karaciğer ve kaslarda toplandığı görülmüştür.
Sonuç: IRS 1 geninin varyasyonlu formuna sahip olan kişiler fit görünmesine rağmen diyabet 2 ve kalp hastalığı riski taşımaktadırlar. Ayrıca bu araştırmadan ortaya çıkan başka bir bulgu da, varyasyonlu genin etkisinin erkek ve kadında değişik şiddette olması…Yapılan araştırmadan elde edilen sonuçlar, varyasyonlu geni taşıyan erkeklerin kadınlara göre daha fazla risk taşıdığını göstermektedir. Kadın ve erkek vücudunda yağ dağılımının farklı bölgelerde lokalize olması erkekleri hastalık konusunda daha riskli  yapmaktadır.(şimdilik böyle tahmin ediliyor.)
BMI*(Body mass index): Vücut kitle indeksi (VKİ), vücut ağırlığının (kg), boy uzunluğunun metre cinsinden karesine bölünmesiyle hesaplanır. İdeal ağırlık ise ulaşılmak istenen VKİ'nin, boy uzunluğunun karesi ile çarpılmasıyla elde ediliyor.(Kaynak: Vikipedi)
IRS1**: Bu gen 2. kromozomda bulunur. Genin normal formu vucutta yağ oranını düşürmekle görevlidir
Mehmet Saltürk
++++++++++++++++++++++++
Dipl. Biologe Mehmet Saltürk
Institute for Genetics
University of Cologne
++++++++++++++++++++++++

Orijinal makale 

Genetic variation near IRS1 associates with reduced adiposity and an impaired metabolic profile
Nature Genetics Volume: 43 Pages: 753–760 Year published: (2011) DOI: doi:10.1038/ng.866
Received 18 January 2011 Published online



Alzheimerın ilk belirtileri gözlerde başlıyor

Demans hastalığı(bunama), Tau ve Beta-Amiloid adında iki proteinin beyinde birikmesi ile ortaya çıkar. Hastalıkla birlikte beyinde hücre öl...